Fon getirilerini konuşurken çoğu yatırımcının gözden kaçırdığı bir maliyet vardır: fonun işletme giderleri. Bu giderler cebinizden ayrıca çıkmaz; sessizce fonun getirisinden düşülür. İşte tam da bu yüzden “görünmez” maliyettir ve uzun vadede beklediğinizden büyük fark yaratır.
Toplam gider oranı (TGO) nedir?
Toplam gider oranı, bir fonu bir yıl elde tutmanın toplam maliyetini yüzde olarak ifade eder: yönetim ücreti, saklama, denetim ve diğer işletme masrafları buna dahildir. Fonun ilan edilen getirisi zaten bu giderler düşüldükten sonraki net getiridir; ama iki benzer fonu kıyaslarken gider oranı, uzun vadeli farkın gizli kaynağıdır.
Küçük yüzdeler neden büyük fark yaratır?
Yıllık %1 ile %2,5 gider oranı arasındaki fark küçük görünür. Ama bu fark her yıl tekrarlanır ve bileşik etkiyle büyür. Kabaca bir örnek: 100.000 TL’lik, yılda ortalama %25 brüt getiren iki fon düşünün. Biri %1, diğeri %2,5 gider oranına sahip olsun. 10 yıl sonra düşük giderli fon, yüksek giderli fona göre kayda değer biçimde önde bitirir; çünkü her yıl kaybedilen o 1,5 puan, kazanılamayan getirinin de getirisinden mahrum kalır.
“En ucuz fon” her zaman doğru mu?
Hayır. Gider oranı önemli bir kriterdir ama tek kriter değildir. İyi yönetilen, yüksek gider oranlı bir fon; kötü yönetilen ucuz bir fondan net olarak daha iyi performans gösterebilir. Doğru yaklaşım şudur: benzer strateji ve benzer performanstaki fonlar arasında gider oranı düşük olanı tercih etmek. Yani gideri, performanstan bağımsız değil, performansla birlikte değerlendirin.
Pratik çıkarım
- Fon seçerken gider oranını mutlaka not edin; ama getiri, risk ve Sharpe ile birlikte tartın.
- Uzun vadeli (5+ yıl) tutacağınız fonlarda gider oranının önemi katlanarak artar.
- Aynı kategoride iki fon eşit görünüyorsa, düşük giderli olan çoğu zaman uzun vadede öne geçer.
Bu maliyet bilincini, Fon Seçerken 7 Kriter yazımızdaki diğer ölçütlerle birleştirdiğinizde, çok daha sağlam bir seçim çerçevesine sahip olursunuz.